7’den 70’e Herkes Bu Hakikatleri Öğrenmeden Yiyor

Çoğu zaman yiyip geçiyoruz ama bazı besinler çok acayip gizemler taşıyorlar. Bu gizemlerin kimileri dinleyene gerçekten “Yok artık!” dedirtecek kadar eksantrik. Misalin acı biberin gerçeğinde ağzınızı yakmadığını söylesek ne düşünürsünüz? Ya da her konutta bulunan bir sebzenin Wi-Fi sinyallerini emip yansıtabildiğini söylesek? Kulağa fantastik geliyor değil mi? İşte sizi çok afallatacak bazı eksantrik hakikatler…

Somon denince akla pembe bir balık kazanç ama gerçeğinde çiftliklerde yetiştirilen somonların etleri beyaz olur. Somon üreticileri bu rengi elde etmek için balıkların yemlerine karotenoid sınan ve nebatlardan elde edilen boyar maddeler ilaveler. Natürel somon ise bol bol karides yediği için rengi pembedir.

Natürel balın nem seviyesi çok düşük asit seviyesi ise çok yüksektir. Bu iki özelliği sebebiyle ağzı sıkıca kapalı yakalanan bir bal kavanozunun içinde bakteriler oluşur oluşmaz can verirler. Bu da balın asla bozulmaması anlamına kazanç. Arkeologların Mısır piramitlerinde buldukları 3 bin senelik balların yenebilir şartta olmasının gizemi de budur. Balın yanı gizeme tuz, şeker ve ham pirinç de asla bozulmaz.

Mor Havuç: Markette son zamanlarda şalgam suyunun da hammaddesi olan mor havuçları görmeye alıştık ama yeniden de havuç denince usumuza turuncu bir sebze geliyor. Ancak İngiltere’de bulunan Milli Havuç Müzesi’ne göre, asıl havuç mor renkli ve incecik beyaz köklü bir sebzeydi. 16’ncı asrın sonunda yaşanan bir genetik değişinim turuncu havuçları yarattı. Kim öğrenebilirdi ki bu renk orijinaline baskın gelecek?

Patatesler kapsadıkları yüksek ölçüde su ve yapılarındaki kimyevi maddeler dolayısıyla, tıpkı insanlar gibi kablosuz internet sinyallerini emip yansıtabilirler. Hatta Boeing şirketi 2012 senesinde uçaklarda kablosuz internet hizmetini test ederken koltuklara birer çuval patates yerleştirmiş.

Turna yemişleri olgunlaştıkları zaman top gibi zıplayabilirler. Çiftçiler ve harcayıcıların rahatlıkla kullanabileceği bir olgunluk testidir bu. Zıplamayan turna yemişi henüz yenecek kıvama gelmemiş demektir.

Midye: Hiç ham istiridye yemiş miydiniz? Şayet yediyseniz, o sırada istiridyelerin hali hazırda canlı olduğunu öğrenmelisiniz. İstiridye can verir can vermez bozulmaya başladığı için neredeyse hamken servis edilir. Ancak istiridyelerin merkezi asap sistemi yoktur, bu sebeple acı sezmezler.

Domates: Bir yarıyıl insanlar domatesin zehirli olduğunu sanıyordu. 18’inci asır İngiltere’sinde domatese “zehirli elma” denirdi zira asilzadeler domates yediklerinde çoğu zaman hasta olur ve can verirdi. Ama bunun nedeni tek başına domates değil, asilzadelerin kullandığı tabaklardı. Domatesin asidi mermi ve kalay alaşımlı bu tabaklardaki mermiyi sarihe çıkarıyor ve zehirlenmeye neden oluyordu.

Donmuş Meyve: Taze meyvelerin ne kadar sıhhatli ve besleyici olduğunu hepimiz öğreniyoruz. Araştırmalar dondurulmuş meyvelerin de tazeleri kadar hatta bazen onlardan daha dahi yararlı olduğuna işaret ediyor. Meyveyi tazeyken dondurmak içindeki E vitamini ya da kalsiyum ve demir gibi maddelerin uzun zaman korunmasını sağlıyor. Üstelik dondurulmuş meyveleri her mevsim harcayabilirsiniz.

Suşiyle beraber yediğiniz yeşil acı sosun wasabi olduğunu sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Çok büyük olasılıkla içine yeşil yiyecek boyası ilave edilmiş yaban turpu yiyorsunuz. Asıl wasabi’nin kgı 160 dolardan satılır ve yalnızca çok lüks Japon lokantalarında bulunur.

Muz: Yediğiniz her muz gerçeğinde birer kopyadır. Dünya genelinde 1000 farklı muz cinsi olsa da, bugün muz diye bildiğimiz o sarı meyve Cavendish cinsinin genetik kopyaları gidişatında. Zira değişik muz cinslerine göre daha dayanıklı olan bu cinsin çekirdeği yok ve bu sebeple üremesi için kopyalanması gerekir. Yakın zamanda bilim insanları genetik spektrumdan yoksun olan muzların jenerasyonunun tükenebileceğine dair evhamlı söylemeler yaptı.

Ananas yedikten sonra başka bir şey yediğinizde tadını alamıyorsanız, dilinizdeki tomurcuklar hasar görmüş demektir. Ancak hemen telaşlanmayın, zira bu tesir yalnızca birkaç saat sürer. Bunun nedeni de ananasın içinde bulunan ve proteinlerin çözünmesinde rol oynayan bromelain maddesidir.

Şellak: Haşereden elde edilen ve hem kozmetikte hem de yiyecekte kullanılan bir değişik madde de şellak. Aynı adı taşıyan haşerenin salgısından elde edilen bu madde de dış yüzeyi parlak besinlerde ve ojelerde karşımıza çıkıyor.

Kakao: Antik Aztek medeniliği, çikolatayı tarihte ilk kere harcayan insan topluluğu. Ancak bununla da kalmıyor. Beynelmilel Kakao Teşkilatı’nün bildirdiğine göre, Aztekler aynı zamanda kakao çekirdeklerini para üniteyi olarak kullanıyorlardı. Aztek kontrolü altında yaşayan insanlar aidatlarını kakaoyla öderlerdi.

Kraker: Çocukken çok şeker yediğimizde dişlerimizin çürüyeceğini söylerlerdi ama dişler için çok daha hasarlı bazı besinler vardır. Mesela kraker… Zira asit dişler için şekerden daha çürütücü bir tesire sahiptir. Yediğiniz krakerler çiğnedikçe dişlerinize yapışır ve bakterilerin uzun zaman mutlu yaşaması için çok uygun bir civar oluşturur.

Hamburger: Bir tane hamburger yapmak için takribî 1800 litre su harcanır. Zira 500 gram dana eti üretmek için 8000 litre ortamında su gerekir. Bu ölçüye dananın beslenmesi için gereksinim dinlenen hububat ve otları yetiştirmek için gereken suyun yanı gizeme, hayvanın içtiği su ve hamburger köftesinin yapım sürecinde kullanılan su da dahildir.

Dondurma: Hazır kolili dondurmalar ve eşi bir hayli besinin ambalajlarının üzerinde “natürel meyve aroması, natürel vanilya aroması” gibi ifadeler görürüz. Ancak bu aromalar kunduz gibi bazı hayvanların salgı bezleri kullanılarak üretilmiş ve yediğiniz çilekli dondurmanın içine hiç çilek girmemiş olabilir.

Biber: Acı biber yediğiniz zaman ağzınızın yanması fiziksel değil akılsal bir tepkindir. Biberlerin içinde bulunan kapsaisin maddesi, asaplarınızdaki acı idrak edicilere yapışır ve acı sezmenize neden olur. Beyniniz sıcak bir şey yediğinizi varsayarak beden sıcaklığını düşürmek için terleme komutu verir ve suratınız kızarır. Gerçeğinde ne bir yanma mevzubahisidir ne de sıcaklık çoğalışı.

2015 senesinde Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, neredeyse her gün baharatlı ve acı yemekler yiyenlerin vefat tehlikeyi, bu yemekleri haftada bir harcayanlardan yüzde 14 daha düşüktür. Ancak bu baharatlı besinler yemek ömrünüzü uzatır demek değil. Yalnızca baharat harcamayanlara mukayeseyle muhtelif hastalıklar sebebiyle can verme ihtimaliniz daha az demek.

Yumuşak Şeker: Arabalar ve meyveli yumuşak şekerlerin de bir ortak noktası vardır. İkisi de dış yüzeylerinin parlaması için karnauba mumu sınan bir maddeyle cilalanır. Güneş kremlerinde ve boyalarda bulunan ve bu mahsullere beyaz renk veren titanyum dioksit de zaman zaman salata soslarında ve kahve kremalarında bulunabilir.

Yer Fıstığı: Almanya’da bulunan Bayreisches Geoinstitut’tan bilim insanları, fıstık ezmesinin içeriğindeki çok yüksek ölçüdeki karbon sayesinde elmasa dönüştürülebileceğini keşfetti. Tek yapmanız gereken fıstık ezmesi içindeki karbondioksit moleküllerinin içinden oksijeni çıkarıp, kalan karbonu çok yüksek tazyike tabi yakalamak.

Hazır Yiyecek: Hiçbir yemeğe tuz ekmeseniz de hazır besinlerle beslendiğiniz takdirde bedeninize çok büyük ölçülerde tuz aldığınızı biliyor musunuz. Misalin 1 dilim pizzada bulunan tuz ölçüyü 600 miligrama kadar çıkabiliyor. Dünya Sağlık Teşkilatı ise günlük birey başı tuz tüketiminin 5 gramın başka bir deyişle 5000 miligram altında olmasını öneriyor.

Draje çikolata ve şekerler renkleriyle göz alırlar. Peki bu renklerden en yaygını olan kırmızının Dactylopius coccus Türkçe ismi koşinil adlı bir haşerenin iskeletinin ezilmesiyle elde edildiğini öğreniyor musunuz? Karminik asit de denilen bu kırmızı yiyecek boyası, kırmızı meyve aromalı abur cuburlarda ve dudak boyasılarda da kullanılıyor.

Muskat Cevizi: İki yemek kaşığından fazla muskat cevizi yerseniz, mide bulantısı, baş dönmesi, yavaşlayan beyin işlevleri ve sanrılarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Meyveli buzlu dondurmalar, 11 yaşındaki bir çocuk tarafından kazara keşfedilmiştir. 1905 senesinde Frank Epperson adlı bir çocuk gazoz ve su dolu bir kadehi yanlışlıkla bir gece dışarıda vazgeçer. Sabah uyandığında donmuş halde bulduğu bu karışımın çok lezzetli olduğunu fark eder. San Francisco’da yaz aylarında satmaya başladığı bu buluş bir zaman sonra tüm dünyaya dağılır.

Bir cevap yazın