Artık vasati 120 yaşa kadar yaşayacağız!

İnsan ömrü uzayacak. Bilim adamları insanların artık bir 1 yüzyılı geçecek yaşa geleceğine söyledi. Beykoz Üniversitesi İş Akademiyi Müdürü ve Edirne Yüksekokul Öğretmeni Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, son senelerde hayat müddetinin çoğaldığını belirterek, “Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Yaş 35 Şiiri’ndeki gibi artık yolun yarısı 35 değil. Bilim adamları 120 yaş hududu koyuyor. 120 yaşa kadar yaşayacağız artık” dedi.

İnsan ömrünün 120 seneye kadar çıkacağına dair söyleme, Türk profesörden geldi. Beykoz Üniversitesi İş Akademiyi Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, Edirne Belediyesi’nin tertip ettiği Edirne Yüksekokul buluşmasında konuştu. Prof. Dr. Ateşoğlu, Edirne Belediyesi personeline ‘Yaşlılarla İrtibat’ mevzulu bir eğitim verdi.

Konuşmasına Nazım Hikmet’in ‘Yaşama Dair’ şiiri ile başlayan Ateşoğlu, demografik anlamda 65-74 yaş arası yaşlılık, 75-84 arası erken yaşlılık, 85 yaş üzerindekilerine de ileri yaşlılık yarıyılı denildiğini söyledi. Yalnızca yaşlılar ile irtibatın değil insanın insanla olan bağlantısının da çok ehemmiyetli olduğuna değinen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Doğum masasında çok acı sürükleyen bir kadının sevgiyle elini yakaladığımızda elimizi yalanladığını görebilir miyiz? Konuttaki yaşlılarımız da, onlara sevgiyle takviyeci olduğumuzda bizleri geri çevirmez. Bizim ülkemiz ananesel cemiyet yapısına sahiptir. Seneler evvel genç nesil üzerinde bir araştırma reelleştirdim. Konuttaki büyükanne, büyükbaba ile uyuşamamasına karşın, kuşak çatışması yaşamasına karşın gençlerin neredeyse yüzde 99’u; yaşlıların evde aileleri ile beraber yaşamaları gerektiğini söyledi” dedi.

İNSANLAR 120 YAŞINI GÖRECEK

Son senelerde hayat müddetinin uzadığına dikkat sürükleyen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yaşam standartları, beslenme, bilim ve teknoloji gibi faktörler sebebiyle hayat müddeti de arkasıydı. Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Yaş 35 Şiiri’ndeki gibi yolun yarısı 35’idi. Ama şimdi bilim adamları 120 yaşa kadar hudut koyuyorlar. 120 yaşa kadar yaşayacağız artık. Bizlerin gayeyi bu olmalı. Nasıl yaşamamız gerek; elden ayaktan düşmeden. En ehemmiyetlisi de kendimizi umursamak; uzun hayatı kendimize nasıl sunacağımızı öğrenmek; hem kendimiz hem çocuklarımız hem de cemiyet için çok ehemmiyetli. Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirindeki gibi yolun yarısı artık netlikle 35 değil; 120’yi hesapladığınızda 60 oluyor” dedi.

“SOSYAL ETKİNLİKLER AKLI GENÇLEŞTİRİYOR”

AB ve Amerikan Yaşlılar Derneği’nin özellikle büyümekte olan ülkelere müteveccih tekliflerde bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Ateşoğlu, “Bu dernekler bizim gibi büyümekte olan ülkelere ‘Sizlerin hobileri noksan’ diyor. Bu yaşa kadar ‘ben şu hobiyi edindim’ diyebilecek kaç şahıs var aramızda? Kesinlikle kendimize bir hobi edinmeliyiz. Zira sosyal etkinlikler aklı gençleştiriyor; sosyal gruplara dahil olmak, hayatı paylaşmak, kendi yapıtını beğenmek uzun yaşamak için çok ehemmiyetli. Hobilerle kendimize bir uğraş, bir yapıt yaratmamız gerekli. Gelişmiş ülkeler; kendilerini hoşlandıkları için, kendilerine değer kattıkları için; günlük hayat etkinlikleri, bizim anneanne ve babaannelere göre azıcık daha iyi. Bizde hayat azıcıkta ucuza alınmış vaziyette. Bir yaştan sonra insanların bağımsızlığı elinden alınmış oluyor. Gelişmiş ülkelerdeki yaşlılar; markete gidiyorlar, yemeklerini kendileri pişiriyorlar, bisiklete biniyorlar” diye konuştu.

EVDE EN BÜYÜK YÜK ERKEKLERDE

Evde bakıma yoksul bir yaşlının aileler arasında münazaralara neden olduğunu belirten Prof. Dr. Ateşoğlu, “İnsanların ne kadar bağımsızlığı bozulursa, başka bir deyişle bağımlı olmaya başlarsa bu kere meseleler başlıyor. Aileler arasında münazaralar çıkıyor. Karı-koca arasında müzakereler yaşanıyor. Ben bu mevzuda erkekleri çok hoşlanıyorum. Zira en büyük yükü evde erkekler kaldırıyor. Erkekler evde iki kadının arasında kalıyor. Biz kendi kendimizi ifade eden insanlar değiliz. Eşlerden biri kızar, neden kızdığını 6 ay sonra söyler. Erkekler tamamen içe kapanıyor; pijama, terlik konseptinde; evde ‘tık’ demiyor. Böyle böyle ihtiyarlıyoruz. Üstüne de hastalık gelince istenmeyen yaşlılar ortaya çıkıyor” dedi.

“UNUTKANLIĞIN BİR HAYLİ SEBEBİ VAR”

Yaşlıların takribî yüzde 35’inin günlük hayat etkinliklerinde zorlandığını anlatan Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yüzde 42’si günlük faaliyetleri için dayanağa yoksul olmaktadır. Hastalık bazında ise yüzde 80’inin bir veya daha fazla kronik hastalığa sahip olduğu öğrenilmektedir. Yaşlılarda bağımlılığın çoğalmasıyla beraber anksiyete seviyelerini de etkilemekte ve irtibatı eforlaştırmaktadır. Bu sebeple yaşlı fertler ile irtibatta yaşlıyı yargılamamak ve onun tarafından yargılandığınızda duyarlı olmamayı bilmek gerekmektedir. Yaşlı fertlerde unutkanlığın bir hayli sebebi olabilir. Bu yaş, hastalık, geçmiş tecrübeler vb.dir. Ancak demans, Alzheimer bu cins unutkanlıklardan ayırt edilmelidir. Ulus arasında bunama olarak da öğrenilen demans ve demanslar içerisinde Alzheimer tipi demans yaşlılarda neredeyse yarı yarıya görülen ve özel irtibat kurulması gerektiren bir gidişattır” diye konuştu. DHA

Bir cevap yazın