Ayna Hastalığı Tehlikeyi

Uzman Muayenehane Psikolog ve Hipnoterapist Mehmet Başkak, millet arasında ‘ayna hastalığı’ olarak bilinen dismorfofobi hakkında önemli bilgiler verdi:

Dismorfofobi olarak da bilinen beden dismorfik bozukluğu, dünya çapında sıkça görülen şiddetli bir ussal rahatsızlıktır. Gerçekte sıradan görünmelerine rağmen, çirkin olduklarına inanırlar. Bu rahatsızlığı yaşayanlar çalışma ve sosyalleşmeyi bırakabilir, eve kapanabilir ve hatta intiharı bile düşünebilirler.

Uzman Muayenehane Psikolog ve Hipnoterapist Mehmet Başkak, millet arasında ‘ayna hastalığı’ olarak bilinen dismorfofobi hakkında önemli bilgiler verdi:

ÇİRKİN, DEFORME, İĞRENÇ BİR CANAVAR GİBİ… 

“Dismorfofobik bir insan, gelişigüzel bir uzvunun şeklini, görünümünü kafaya takmıştır, kendini beğenmez, çirkin olduğunu düşünür. Herkes sıradan olduğunu söylese de o rahatsızdır, yine de çirkin olduğunu düşünür. Estetikçilere gitse de on kere harekât geçirse de görünümünden memnun değildir. Günlük meselelerin ortasında, sohbetler sırasında, masada otururken, okurken; aslında her yerde ve günün her saatinde, çirkinlik korkusu ile gerçekten mutsuz olan kişidir.

Hafif bir fiziksel anormallik varsa, şahsın kuruntuyu fazla boyutlara ulaşır. Bu evham, sosyal, işsel veya farklı önemli alanlarda muayenehane olarak önemli derecede sıkıntı veya işlev bozukluklarına neden olur.

Dismorfofobik fertler, algı edilen görünüm kusurunun asgari olması veya gelişigüzel bir görünüm hatayı olmaması durumunda bile, nasıl göründükleri konusunda yanlış düşünürler. Kendilerini çirkin veya deforme, hatta iğrenç bir canavar gibi görüyor olabilirler. Kaygılar genellikle surata veya kafaya odaklanır. Görünüş kuruntusunu kontrol etmek veya bu evhama katlanmak efordur. Bu bireyin hayatından vasati günde 3 – 8 saat çalar. Bu kuruntular genellikle reddedilme korkusu ve düşük benlik saygıyı, utanç, değersizlik ve sevimsiz olma duyguları ile ilişkilendirilir.

Buna ek olarak, çoğu hasta, başkalarının onların sahip olduğu yanılgıya bakarak, söz konusunu kusur hakkında konuşarak ya da alay ederek, kendisini çirkin buldukları algısına sahiptir.

GÜNDE BİR KAÇ SAAT SÜRER 

Çoğu hasta, tekrarlayan kompülsif tutumlar sergiler. Yaygın tutumlar arasında ayna kontrolü, başkalarıyla karşılaştırma, fazla bakım makyaj, saç şekillendirme, kamuflaj şapka, giysi veya makyaj, sık giysi değiştirme, güvence arama, deri cetme ve diyet yapma vardır. Bu tutumlar günde bir kaç saat sürer ve kontrol etmesi efordur.

Mesela, tamamen ince olduğu halde, yarım beden daha zayıflamam zorunlu diyerek sürekli arayış içinde olabilir. Burnunun şeklini, başkalarının burnuyla kıyas etmesi saatler sürebilir. Çenesi ile uğraşabilir…

ERKEN ERGENLİK ÇAĞINDA BAŞLAR

Çocukluk çağında da temelleri oluşabilmekle birlikte dismorfofobi genellikle erken ergenlik çağında, ergenlik sorunlarıyla birlikte kendini gösterebilir. Ergenlikte genellikle fertlerin kendi görünümleriyle fazla ilgilenmeleri, bir sivilceyi, burnunu ya da bir başka fiziksel unsuru çirkin bulmaları, bunu fazla önemsemeleri çokça tesadüfülen bir durum yarıyılsal bir özelliktir.

Bununla birlikte hoşlanılma, umursanma, kabul görme konusunda fazla mesele yaşayanlar, benlik saygıyı ve güven problemi yaşayanlarda bu sorunun fiziksel bir unsurla bağdaştırılmasıyla birlikte ergenlik yarıyılı geçse dahi söz konusunu fiziksel kusur algısı kalıcı olabilir, bu takıntı haline gelebilir.

Ergenlik çağında bu duruma dikkat etmek, bu yarıyılda sorunun aslında fizikselden çok psikolojik olduğunu tesbit etmek, şahsın yetişkinlikte dismorfofobiden muzdarip olmasının önüne geçebilir.

ESTETİKÇİDEN EVVEL RUH DOKTORUNA GİDİN

Estetik cerhhaninin oldukça yaygınlaştığı ve estetik işlemlerin giderek daha sıradan kabul edildiği günümüzde dismorfofobi tanısı koymak efor olabilir, çünkü bir hayli hasta, basitçe daha düzgün bir görünüm için estetiğe müracaat ediyor havasındadır. Evhamlarının boşa çıkarılmasından korkarak semptomlarını söylemekten çekinirler. Fakat estetik hekimleri bunlara en uygun operasyonu hakikatleştirse bile, asla mutlu olmaz ve şikayete devam ederler, bunun üzerine genellikle psikiyatra/psikoloğa yönlendirilirler.

•    Rahatsız olduğunuz fiziksel vaziyeti sürekli düşünüyor, hep başkalarına kıyas etiyor ve mutsuz mu oluyorsunuz?

•    Hoşlanılmadığınız, çok çirkin göründüğünüz düşüncesi sürekli tekrarlayan düşüncelere mi dönüşmüş gidişatta?

•    Herkesin sizin o çirkin bulduğunuz uzvunuzu görüp, ona dikkat ettiğini ve sizi o görünümden dolayı çok çirkin bulduğunu mu düşünüyorsunuz?

•    Görünüşünüzü ya da bir uzvunuzu sürekli gizleme eğiliminde misiniz, insanlar görecek diye iletişim kurmaktan hep kaçınıyor musunuz?

•    Görünüşünüzle ilgili bu kuruntunuzun, hayatınız üzerinde tesiri var mı? Eğer varsa: Sosyal hayatınızı, okul çalışmanızı, iş hayatınızı, veya hayatınızın farklı rotalarını önemli ölçüde olumsuz etkiledi mi?
Görünümünüzden gelişigüzel bir şekilde kuruntu dinliyorsanız ve sürekli zekanız bu kuruntuyla meşgulse ve oldukça uzun zamandır bu endişlere sahipseniz; bu vaziyetlere eş özelliklere sahip olanların bir estetikçiden evvel bir ruh sağlığı profesyoneline gereksinimi vardır, çünkü mesele psikolojiktir. Tertip Edilmesi gereken bir uzva en iyi estetik müdahale yapılsa bile, mesele devam edebilecektir.

REHABİLİTASYONU VAR MI?

Dismorfofobik bireylerin sınırlı sayıda arkadaşı olabilir ya da hiç arkadaşı olmayabilir ve ilişkiden ve farklı sosyal etkileşimlerden uzak dururlar. Alışılmadık derecede yüksek stres yaşarlar ve yaşam kaliteleri besbelli derecede düşüktür.

Çoğu hasta da akademik, işsel kariyerlerinde veya rol işlevlerinde bozukluklar gösterir. Yukarıyadaki kriterlerin birkaç tanesini taşıyan birinin estetikçiden evvel, bir psikoloğa gereksinimi olduğunu kabul etmesi gerekiyor.

Dismorfofobik hastaların çoğunluğu, cerrahi rehabilitasyon istemekte diretiyor. Umutsuzluk içinde olan bazıları kendi harekâtlarını bile yapma girişiminde bulunabiliyor örneğin zımba teli ile surat gerdirme girişiminde bulunmak gibi.

Niteliksiz fertlere merdiven altı güya estetikçilere müracaat edebiliyor. Rehabilitasyon şekillerinden memnun olmayan bazı hastalar intihar riskine kadar yüksek seviyede psikolojik meseleler yaşayabiliyor ya da doktora karşı şiddet gösterebiliyor.

Genellikle şahsın yaşadığı sorunun psikolojik arka tasarısına bağlı olarak rehabilitasyonu uzun ya da kısa sürebiliyor. Uzmanın uygun görmesine bağlı olarak ilaç rehabilitasyonu ve eşlik eden psikoterapiler muhakkak bir süreçte fertlerin huzuru bulmasını sağlayabilmekte.

Bilişsel tavırcı terapi ve buna eşlik eden hipnoterapi yardımı bu tür hastalara ciddi faydalar sağlayabilmektedir. Rehabilitasyon sürecinin bir estetik müdahaleden evvel psikolojik tabanda gerçekleşmesi şarttır ve psikolojik rehabilitasyonda, iyileşme kısmeti her zaman yüksektir.

Bir cevap yazın