Bu Kanser Kadınları Tetikliyor, Aşısı Var İlgisizliğe Gelmez

Sağlıksız beslenmeden sigaraya ve ufak yaşta tür-el ilişkiye başlamaya dek bir hayli etken rahim ağzı serviks kanseri tehlikesini artırıyor. Ancak öncelikli tehlike unsuru; HPV virüsü. Özellikle genç bayanları tehdit eden ve sinsice ilerleyen rahim ağzı kanserini önlemekse muhtemel.

Bayan Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Osman Temizkan, Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı söylemede, rahim ağzı kanserine karşı ihtiyatlar arasında başı sürükleyen HPV aşısını anlattı, önemli uyarılar ve tekliflerde bulundu.

Rahim alt bölgesinin kanseri olan rahim ağzı serviks kanseri, tüm dünyada bayan jinekolojik kanserleri arasında üçüncü sırada yer alıyor ve en çok 35-55 yaşları arasında görülüyor. Sinsice ilerlediğinden çoğunlukla ileri aşamada teşhis edilebilen bu riskli hastalığa özellikle HPV virüsü denilen ve tür-el yolla bulaşan bir virüsün neden olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Temizkan “Bu kanser HPV infeksiyonları genç yaşlarda bulaştığından dolayı özellikle genç bayanları tehdit ediyor. Tür-el hayatı olan her 2 bayandan birisi, yaşamının rastgele bir yarıyılında HPV virüsü alırken, buna rağmen virüsü almak kanser olmak anlamına gelmiyor” diyor. Bugüne dek HPV virüsünün 100’e yakın çeşidinin tespit edildiğini, bunlardan 14 tanesinin onkojenik açıdan yüksek tehlikeli olduğunu söyleyen Dr. Osman Temizkan “Olguların yüzde 70-80’inden iki çeşit HPV virüsü mesuldür. Prezervatif ve bariyer temkinleri, HPV enfeksiyonu tehlikesini eksiltir, ancak bu bütün olarak gözetici değildir” diyor.

HPV AŞISI BÜYÜK MİKTARDA KORUMA SAĞLIYOR

HPV aşısı ise rahim ağzı kanserinden büyük miktarda koruma sağlıyor.Dünya Sağlık Örgütü de 9-13 yaş arası kızların aşılanmasını başka bir deyişle daha tür-el ilişkiye girmeden evvel aşı yapılmasını öneriyor. Bu yaş grubundan sonra ise 45 yaşına kadar aşı yaptıranlar, henüz karşılaşmadıkları HPV tiplerine karşı aşıyla korunabiliyor. Doç. Dr. Osman Temizkan, HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanserine karşı kumpaslı Pap-Smear testi yapılmasının ehemmiyetli olduğunu söylüyor. Tür-el istikametten faal olan ve 21 yaşın üstündeki bayanların 30 yaşına kadar 3 senede bir PAP Smear testi yaptırması yeterli. 30 yaşından sonra Pap-smear testinin ne sıklıkla yapılacağı bireyin taşıdığı tehlikeye göre değişiyor.

ERKEN YAŞTA KORUNMASIZ VE ŞUURSUZ TÜR-EL İLİŞKİ DE TESİRLİ

Rahim ağzı kanserine HPV İnsan Siğil Virüsü virüsünün yanı sıra bir hayli etken yol açabiliyor. Doç. Dr. Osman Temizkan; Erken yaşta korunmasız tür-el ilişki yaşayan, birden fazla tür-el partnerle ilişkisi olan, tür-el ilişki sırasında korunma usulü kullanmayan, genital bölge pakliğine dikkat etmeyen, sigara içen, noksan ve sıhhatsiz beslenen ayrıca ailesinde rahim ağzı kanseri geçmişi olan bireylerin daha yüksek tehlike taşıdıklarını söylüyor.

BEL AĞRISI DEYİP GEÇMEYİN!

Sinsice izleyen ve ileri düzeye erişinceye dek rastgele bir bulgu göstermeyebilen rahim ağzı kanserinde bazı ipuçlarına çok dikkat etmek gerekiyor. Tür-el ilişkiden sonra sızı, fazla vajinal kanama ve akıntı ile kasık ve bel sızısı da rahim ağzı kanserine işaret edebiliyor. Doç. Dr. Osman Temizkan rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu belirterek “Uygulaması oldukça basit olan Pap-smear testi servikal kanserlerin yüzde 90’ını erken yarıyılda tutabilir. Serviks tarama çalışmalarının rutin olarak kullanıldığı ülkelerde serviks kanseri oranı yüzde 50’den fazla eksilmiştir. Kumpaslı tarama testleri ve HPV virüsüne karşı gözetici aşıların yapılması bu kanseri önleyebildiğinden yaşam kurtarıcıdır” diyor.

GÖZETİCİ AŞI ÇALIŞMASI UMUT VERİYOR

HPV aşısının rehabilitasyon edici değil, gözetici tesiri olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Temizkan, son senelerde serviks kanserlerine neden olan HPV virüsü ile alakalı rehabilitasyon emelli aşı geliştirme çalışmalarının da umut verici olduğunu belirterek “Günümüzde hastalığın seyrini ve seçilecek rehabilitasyon usulünü; kanserin tipi, meskeni, düzeyi, sihrime sürati, hastanın yaşı ve rehabilitasyona verdiği/vereceği cevap tanımlıyor. Temel rehabilitasyon usulü cerrahi olmakla beraber; ileri evredeki hastalarda radyoterapi ve kemoterapi seçilecek rehabilitasyon usulüdür. Cerrahi rehabilitasyon usulü artık laparoskopik ya da robotik olarak yapılmaktadır. Bu usullerle asap gözetici cerrahi yapılarak idrar kesesini ve bağırsak işlevlerini gözetmek olasıdır. Ayrıca yapılan cerrahinin tür-el işlevlere tesiri ortadan kaldırılmaktadır” diyor

Bir cevap yazın