Daha Çok Mutlu Olmak İster Misiniz? O Halde Bu 9 Şeyden Kesinlikle Uzak Durun!

Yaşamınızda sıradana göre çok daha az mutluysanız; problem eğitim, olanakların beceriksizliği, başka insanlar tarafından geride yakalanmak, makûs talih veya yetiştirilme stili değildir.

Şayet mutsuzsanız, problem sizsiniz. Mutluluğunuzun takribî olarak %50’si büyük çoğunlukla kalıtsal olan şahsi özellikler tarafından tanımlanır. Öbür %50’si de sıhhat, kariyer, ilişkiler, alakalar ve uğraşlar gibi tamamen sizin hakimiyetinizde olan vaziyetler tarafından tanımlanır.

Şayet gerçekten mutsuzsanız, bunu değiştirecek eforunuzun olduğunu öğrenil. Mutlu olmak istiyorsanız, netlikle sakınmanız gereken 9 tavrı sizler için Iconic’den derledik.

1. Mutluluğunuzu tanımlayan, sahip olduklarınız olmasın.

Psikologlar bu vaziyeti hedonistik uyarlama olarak adlandırıyorlar. Hedonistik uyarlama, fertlerin aldıkları rastgele bir eşyadan sonra yaşadıkları mutluluk vaziyetinden basmakalıp zamanda sezdikleri duygu gidişatına süratli geçişleridir.

Veya bilimsel olmayan bir dil ile konuşacak olursak yeni otomobilinize, evinize, mobilyanıza veya elbiselerinize baktığında oluşan mutluluk hissinin acilen gitmesi durumudur.

O mutluluk duygusunu yine tutmanın tek yolu, yeni bir şey almaktır. Bu da bir zaman sonrasında, uzun süreli tatmin gidişatını tamamen ortadan kaldırıyor. Hakikat ve uzun süreli tatmin duygusu, bir şeylere sahip olmaktan değil; bir şeyler yapıyor olmaktan kazanç. Kendinizi iyi sezmek istiyorsanız, birilerine takviye edin. Başka bir insanın yaşamında bir fark yarattığınızı bildiğinizde, ebediye kadar sürecek olan o tatmin duygusunu yaşarsınız.

Bu da elbette bir bakıma bağımlılıktır, ama en azından iyi anlamda.

2. Zafer elde etmek için, siyasi oyunlara girmeyin.

İç çatışma, konumlandırma, başkasını makûs göstermek için daha iyi görünmeye çalışmak gibi siyasi oyunlar sizin ilerlemenize elbette dayanakçı olur. Fakat bu stil oyunlarla kazanırsanız, ebediye kadar kaybetmeye mahkum olursunuz. Zira siyasi zafer güdülere, heveslere ve hatta netlikle sevmediğiniz o başka insanların kaprislerine sabreder. Başka Bir Deyişle bugünün zaferi, sizin için geleceğin yanılgısı olabilir. Zafer de, çöküş de sizin hakimiyetinizin dışındadır.Hakikat galibiyetler, fazilete dayanır. Birilerinin elinden alınmaz. Hakikat zafer, gerçekten tatmin edicidir.

3. Başkalarından gelecek olan memnunsuzluk yorumları ve tenkitlerin sizi geride yakalamasına izin vermeyin.

Farklı bir şeyler deneyin. Başkalarının sınamayacağı şeyler deneyin. Göreceksiniz ki, neredeyse hemen o an insanlar sizin hakkınızda konuşmaya başlayacaklar. Ama iyi istikamette değil…İnsanların küçümseyen, sahte ve suçlayıcı tutumlarından uzak durmanın yolu herkesin yaptığını yapmak, herkesin söylediğini söylemektir. Sonrasında elbette, onların yaşamını yaşamaya başlarsınız; kendi yaşamınızı değil. Bu biçimde de mutlu olmazsınız.Göreceksiniz ki, insanlar sizin hakkınızda konuşmaya başladıysa bu doğru yolda olduğunuzun işaretidir.<

4. Her zaman son olmayı unutmayın.

Herkes ilk olmaktan beğenir. Fakat genellikle son olmak daha iyidir. Son bırakan, son parçalayan, son sınamaya devam eden, kıymetlerini ve ilkelerini sürdüren… Dünya, bırakan insanlarla dolu. Her zaman daha zeki, daha kabiliyetli, bağlantıyı daha güçlü ve daha fazla desteklenen insanlar olacaktır. Fakat bu insanlar her zaman kazanmazlar. Kendinden bırakan son insan olun. Galibiyetli olamasanız dahi, hala kazanan siz olursunuz.

5. O büyük fikir için asla beklemeyin.

O büyük fikrin ne zaman usunuza geleceğini bilemezsiniz. Hatta belki de hiç gelmeyecek. O surattan, sınamaktan bırakın. Hem diyelim ki, usunuza gerçekten şahane bir fikir geldi. Bunu karşılayabilecek tecrübe, yatırım ve maharetiniz olduğundan emin misiniz?Makûs sezmeyin. Bunlar herkeste olmak zorunda değil neticede. Dolayısıyla sahip olduklarınıza bir bakalım; bir sürü minik ama bedelli fikir. Şayet elinizdekilerle harekete geçerseniz, o büyük fikir için beklemenize gerek kalmayacak.Unutmayın, mutluluk bir süreçtir ve süreçler de eyleme dayanır.

6. Harekete geçmeden sonunda ne olacağının fobisini yaşamayın.

İnsanoğlu olarak hep batmaktan, makûsye gitmekten, bitmekten korkarız. Ama vaziyet o kadar sarih ki… Bir şeyleri yapmadan, sınamadan sonunun ne olacağını öğrenemeyiz. Bunun fobisiyle yaşamak da anlamlı bir alternatif değildir.Elinizde var olanı değerlendirin. Olmadı mı? Bir sonraki sefer daha iyi olacağına inanın. Daha iyi yapmaya çalışın. Ama asla bırakmayın, korkmayın.

7. Öz geçmişinizi emel olarak görmeyin.


Birçok insan öz geçmişinde yazdıklarıyla bütünleştir. Unutmayın, öz geçmiş dediğiniz yalnızca insan imali bir nesnedir ve bildikleriniz, zaferleriniz ve tecrübeleriniz dışında bir şey göstermezler.Yaşamınızı bir kağıt parçası üzerindeki boşlukları doldurmak için değil, gerçekten hayallerinizi ve emellerinizi hakikatleştirmek üzerine kurun. Nerede olmak istediğinizi ve burada olmak için neler yapmanız gerektiğini bilin. Sonrasında bunu bir yolculuk olarak düşünün ve o yolculuğa başlayın.

8. Asla beklemeyin.

<Doğru zaman, doğru insan, doğru market, doğru öğrenmem ne için beklemeyin. Siz beklerken, yaşam yanınızdan el sallayarak geçip gidiyor. Tek ehemmiyetli olan, yaşadığınız bu an.

9. Asla mutsuz olduğunuzu düşünmeyin.

Gözlerinizi kapatın. Düşünün ki, şu an taşıdığınız tam yükü üzerinizden alabilecek bir eforum var; tam aile, iş veya ev… Ve bu eforu sizin üzerinizde uygulayarak tam meselelerinizi sizden aldığımı düşünün. Bana dilenip, rastgele bir şey önerip o yaşamı geri almak ister miydiniz? O yaşamı geri almak, size ne ifade ediyor? Sahip olduklarınızın, sahip olmadıklarınıza kıyasla çok daha ehemmiyetli olduğunu fark eder miydiniz?-Gözlerinizi açın. Gerçekten açın bu sefer. Sahip olmadıklarınızı, ne kadar mutsuz olduğunuzu düşünmekten bırakın. Yaşam geçip giderken, akan her saniyenizi mutsuzluk görüşüyle öldüremeyecek kadar kıymetlisiniz.

Bir cevap yazın