Kış Süresince Bu Yiyecekleri Harcayın Hastalanmayın

Havaların soğumasıyla nezle, halsizlik, bitkinlik gibi bulgular görülüyor. Çevresel tesirler; stres, mevsimsel farklılıklar, kumpassız ve beceriksiz beslenme gibi etmenlerle bağışıklık sistemi zayıflıyor.Bu yarıyılda doğru besinleri uygun ölçülerde harcamak hastalık tehlikesini en aza indiriyor.

Bu beyazları sık harcayın

Soğan ve Sarımsak: Sarımsak, ulus arasında natürel antibiyotik olarak anılmaktadır. Ona bu özelliği veren ise içeriğinde bulunan, kükürtlü bir bileşik olan allisindir. Soğan ve sarımsak çok iyi birer antioksidan kaynağıdır ve kansere karşı koruma özelliğine sahiptir. Kötü kolesterolü Ldl düşürüp, iyi kolesterolü Hdl yükseltmektedir. İdrar söktürücü özelliği olan soğan, bedendeki ödemin atımına destekçi olmaktadır.

Sarımsak, antibakteriyel özelliği sayesinde bedeni enfeksiyonlara karşı da gözetmektedir. İngiltere’de yapılan araştırmalar; 12 hafta süresince plasebo ve sarımsak özütü verilen 146 şahıstan, sarımsak alanların üçte iki oranında soğuk algınlığı tehlikesinin düştüğünü göstermektedir. Bununla beraber haftada altı dişten fazla sarımsak yiyenlerde %30 daha düşük kolorektal kanser oranı ve %50 daha az mide kanseri oranı olduğu saptanmıştır.

Mantar: Yalnızca hayvansal yiyeceklerde bulunan B12 vitamininin ve yeniden D vitamininin natürel olarak bulunduğu ender gıdalardan biridir. Mantarda kanserden gözeten ve bağışıklığı güçlendiren antioksidan olarak da kabul edilen selenyum minerali bolca bulunmaktadır.

Ayrıca C vitamini, fosfor, potasyum ve bakırdan zengin olup vitamin ve mineral içeriği açısından çok zengin olduğu görülmektedir. Bu da mantarın; bağışıklık sistemini güçlendirmede, kalp sıhhatini gözetmede, bazı kanser cinslerini önlemede faal rol oynamasını sağlamaktadır.

Yüzyıllardır, insanlar sıhhatli bir bağışıklık sistemi için mantar harcamaktadır. Araştırmalar, mantarların beyaz kan hücrelerinin imalini ve etkinliğini artırdığını göstermektedir.

Probiyotik yardımı çok ehemmiyetli

Yoğurt: Probiyotikler veya yoğurtta bulunan “Canlı etkin kültürler”, bağırsak ve bağırsak yollarını hastalıklara neden olan mikroplardan uzak yakalayan sıhhatli bakterilerdir.

Yapılan bir araştırma, günlük 200 gram yoğurt harcanmasının bağışıklığın artırılmasında tesirli olduğunu ortaya koymaktadır.

Kefir: Probiyotik özelliği ile alakalı yapılan çalışmalar, sıhhatli bağırsağın sıhhatli fert anlamına geldiğini ispatlamıştır. Bundan dolayı günde 1 su kadehi kefir kesinlikle harcanması önerilmektedir. Bir kadehte günlük A vitamini gereksiniminin %10’ununu, kalsiyum gereksiniminin %30’unu ve C vitamini gereksiniminin %4’şanı almak muhtemeldir. Kefirde bulunan B12, B1, biotin ve K vitaminleri genel sıhhate katkıda bulunur.

Kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek olduğu için kemik sıhhatini gözetmekte ve kemik kaybını önlemeye destekçi olmaktadır. Kefir ev etrafında rahatlıkla yapılabilmektedir. Yarım litre pastörize günlük süte bir tatlı kaşığı kefir mayası ilave edilip karanlık bir odada 24 saat muhafaza edilir. Zaman dolunca kefir hazır olmaktadır. Süzgeç desteğiyle maya kefirden dağılıp tekerrür kullanılabilmektedir. Doğru şartlarda saklanırsa ömrü uzun olmaktadır.

Antioksidan ve C vitamininden zengin meyveler harcayın

Nar: Kış aylarının bırakılmaz meyvelerinden biri olan nar, bütün bir antioksidan ambarıdır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek bir hayli hastalıktan bedenimizi gözetmektedir. Yapılan araştırmalar narın anti-ur tesiri olduğunu bu sebeple kansere karşı gözetici olduğunu göstermektedir.

Hazırlanan perhiz listesi içerisinde nar tüketimine yer vermek, sık müracaat etilen bir usuldür. Bunun dışında kalp damar sıhhatinin korunmasında da büyük rol oynayan nar, günlük olarak harcayabileceğiniz meyvelerin başında gelmelidir. 1 porsiyon meyve, 1/ 2 ufak boy nara denk gelmektedir.

Turunçgiller: Çoğu birey soğuk algınlığı sonrasında C vitamini alır. Zira bağışıklık sisteminizin oluşmasına destekçi olmaktadır. C vitamininin beyaz kan hücrelerinin imalini arttırdığı düşünülmektedir. Bunlar enfeksiyonlarla savaşmanın anahtarıdır.

Greyfurt, portakal, mandalina, limon, bilye limonunu doğru ölçülerde harcamak ehemmiyetlidir. Beden bunu üretmediğinden veya depolamadığından, sıhhatiniz için günlük C vitamini gerekir. Hemen hemen tüm narenciye, C vitamini bakımından zengindir. Aralarından tercih yapabileceğiniz çok muhtelif alternatifler ile bu vitaminin rastgele bir öğüne sıkıştırılması kolaydır.

Bu yiyecekler özgür radikallerin oluşmasını önlüyor hücreleri koruyor

Zencefil: B3, B6 vitaminlerini ve demir, kalsiyum,fosfor, sodyum, potasyum, magnezyumminerallerini kapsamaktadır. Çağdaş ve ananesel tıp bu yiyeceği ve baharatını sıkça kullanmaktadır.

Zengin içeriğiyle bir hayli hastalığa iyi gelen zencefil, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmekte ve bedeni hastalıklara karşı mukavemetli hale getirmektedir. Son araştırmalarına göre zencefil kronik sızının eksilmesine ve kolesterol düşürücü özelliklere sahip olabilmektedir.

Zerdaçal: Değişik ismi Hint safranı olan zerdeçal, zencefilgiller ailesinden başka bir gıdadır. Etkin maddesi curcumindir. Bol ölçüde A ve E vitamini kapsamaktadır ayrıca demir, manganez B6 vitamini, potasyum ve bakır bakımında oldukça zengindir. Bu parlak sarı, acı baharat, senelerdir hem osteoartrit hem de romatoid artrit rehabilitasyonunda anti-inflamatuar olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca, araştırmalar, zerdeçalın ayırt edici rengini veren yüksek curcumin konsantrasyonlarının egzersize bağlı adale zararını eksiltmeye destekçi olduğunu göstermektedir. Özgür radikallerin oluşmasına mani olmakta ve hücreleri gözetmektedir.

Çinko yetersizliği enfeksiyona neden olabilir

Çay: Dünyada ve ülkemizde çay cemiyetsel anlamda ehemmiyetli yere sahiptir. Çayın tesirli maddesi tein olup, içeriğinde polifenol bulunmaktadır.

Bilimsel bir araştırma neticesinde; 2 hafta süresince günde 5 fincan siyah çay içen insanların, plasebo sıcak meşrubat içenlere mukayeseyle kanlarında 10 kat daha fazla virüsle savaşan interferona sahip oldukları görülmüştür. Bu bağışıklık çoğalışından mesul amino asit olan L-theanine, hem siyah hem de yeşil çay-kafeinsiz olanlarında bol ölçüde bulunmaktadır.

Et: Bağışıklığı destekleyici çinko mineralin başlıca kaynağıdır. Çinko yetersizliği, az ölçüde et harcayan, özellikle vejetaryenler için en yaygın beslenme noksanlıklarından biridir. Zira hafif çinko yetersizliği dahi enfeksiyon tehlikesini artırabilmektedir. D vitamini ve çinko, beyaz kan hücrelerinin gelişimi için çok ehemmiyetlidir.

Yulaf ve arpa: Bu taneler beta-glukan, ekinezya’dan daha eforlu antimikrobiyal ve antioksidan özelliklere sahip bir lif cinsi kapsamaktadır. Yapılan bir çalışmada hayvanlar bu bileşiği yediğinde hastalanma ve hatta şarbona tutulma ihtimallerinde düşüş olmuştur. İnsanlarda da bağışıklığı artırır, yara iyileşmesini süratlendirir ve antibiyotiklerin daha iyi çalışmasına destekçi olmaktadır.

Bir cevap yazın